Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>>
ODD, Tüketici Koruma Kanunu’nu mercek altına aldı.
Ana Sayfa>Seçtiğiniz Site Kısmı>

ODD, Tüketici Koruma Kanunu'nu mercek altına aldı

Yeşim M. Atamer ODD, üyelerini “Tüketici Koruma Kanunu” hakkında bilgilendirmek için “Satım

Sözleşmesinde Tüketicinin Seçimlik Hakları ve AB Hukuku ile Uyumu Sorunu” konulu bir seminer düzenledi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Doç. Dr. Yeşim M. Atamer ve Doç. Dr. M. Murat İnceoğlu'nun bilgi ve deneyimlerini paylaştığı toplantı, ODD üyelerine yol gösterici olma özelliğini taşıdı.

 
Tüketici Koruma Kanunu Taslağı çalışmalarına katkıda bulunmak için harekete geçen ODD, bu kapsamda önemli çalışmalara imza atıyor. ODD tarafından önemli bir kaynak niteliği taşıyan, Doç. Dr. Yeşim Atamer ve Doç. Dr. Murat İnceoğlu'na hazırlatılan “Satım Sözleşmesinde Tüketicinin Seçimlik Hakları ve Avrupa Birliği Hukuku İleUyumu Sorunu” çalışması ilgili tüm kesimlerin faydasına sunuldu.

Toplumun her kesimini ilgilendiren bu çalışmayı üyeleriyle paylaşmak ve Tüketici Koruma Kanunu Taslağı hakkında üyelerini bilgilendirmek isteyen ODD, 26 Nisan'da Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş.'nin ev sahipliğinde bir seminer düzenledi. Seminerin açılış konuşmalarını yapan ODD Genel Koordinatörü Dr. Hayri Erce, ODD Tüketici Koruma Kanunu Komitesi Başkanı Fatih Çantalı ve Doç. Dr. Murat inceoğlu, taslak hakkında yaptıkları çalışmalarla ilgili kısa bir bilgi verdi. Seminerde “Malın ayıplı olması” ne demektir?”, “Malın ayıplı olması halinde tüketicinin ne gibi hakları olmalıdır?”,

“Bu haklarını kime/kimlere karşı kullanmalıdır?” sorularını ele alan Doç. Dr. Yeşim M. Atamer, katılımcılara yol gösterecek birçok bilgiyi paylaştı.

30 gün içerisinde ayıplı mal satıcıya bildirilmeli

Öncelikle “ayıplı malın” tanımını yapan Atamer, tüketicinin, malın teslim tarihinden itibaren 30 gün

içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğunu söyledi. Ayıplı malla ilgili hem dünyada hem Türkiye'de açılmış davaları ve mahkemelerin verdiği kararları örnekler vererek mercek altına aldı.

AB Yönergesinin sadece tüketici için haklar düzenlediğini söyleyen Atamer, “AB Yönergesi, nihai satıcının satım zincirinde rücu haklarını koruma görevini üye ülkelere verir. AB Yönergesi garanti verme mecburiyeti içermez, garanti gönüllülük esası üzerine kuruludur. Malın tüketiciye tesliminden itibaren 2 yıl içinde ortaya çıkan, sözleşmeye aykırılıklardan satıcı sorumludur. Üye ülkeler daha kısa süreler öngöremezler” dedi.

AB Mevzuatı ve TKHK arasındaki farklar

Ayıplı malın, zaman aşımı süresine de değinen Atamer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketici Hakları Kanunu (TKHK) madde 4, fıkra 4 uyarınca satıcı sözleşme ile daha uzun bir süre sorumlu olmayı üstlenmemişse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zaman aşımı süresinden yararlanılamaz. Yargıtay, ‘gizli ayıbı' ‘gizlenmiş ayıp' sayarak 2 yıllık süre ötesinde de seçimlik hakları tanımaktadır. TKHK'de verilen “ayıp tanımı”nın AB mevzuatına göre çok karmaşık olduğunu belirten Atamer, farklılıkları şöyle açıkladı: “Tüketicinin, malın tesliminden itibaren 30 gün içinde ayıp ihbarında bulunması zorunluluğu AB hukukuna aykırıdır. Zira AB'de bu süre 2 aydır ve ayıbın tespitinden itibaren işlemeye başlar. AB Yönergesi'nde yer alan ve ilk 6 ay boyunca ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğunu karine (aksi ispat edilmedikçe doğru kabul edilen şey) olarak kabul eden düzenleme Türk hukukunda eksiktir. Tamirat ve yenisiyle değiştirme haklarının kullanılması konusunda Yönergede yer alan ve hakkın kullanımının ölçülü olmasına (orantısız olmamasına) ilişkin sınırlama TKHK'de yoktur. Yargıtay uygulamasında da bu taleplere dair sınırlar yeterli netlikle çizilmemektedir.”

“Gizli” ve “gizlenmiş” ayıp

TKHK'da sadece onarımla ilgili olarak masrafların satıcı tarafından taşınacağını anlatan Atamer, “Ancak yenisi ile değiştirmeye ilişkin olarak AB Yönergesine paralel bir düzenleme yoktur. Özellikle dönme hakkının kullanılması konusunda AB Yönergesi'nde yer alan önemsiz ayıplarda önülemeyeceği sınırlaması Türk hukukunda bu şekliyle yoktur. Yargıtay'ın ‘gizli' ayıp ile ‘gizlenmiş' ayıbı eşdeğerde tutan uygulaması nedeniyle ‘gizli' ayıpta 2 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmaması AB önergesine aykırıdır. AB Yönergesi tüketicinin satıcı dışında imalatçı/ ithalatçı gibi kişilere karşı hak ileri sürmesi imkanını düzenlememiştir, konuyu üye ülkelere bırakmıştır. AB hukukunda garanti taahhüdü gönüllülük esası üzerine kuruludur. Zorunlu garanti kurumu yoktur” dedi. Sunumun ardından Dr. Atamer ve Dr. İnceoğlu katılımcıların sorularını yanıtladı.