|
Daralan pazarlara rağmen gelişen pazarlar var
Torben Eckardt
Volvo Car Türkiye Genel Müdür
ve Bölge Müdürü
Ekonomide global krizin etkilerinin görülmeye bağlandığı 2007 yılından bu yana yaşanan dalgalanmaların nedenlerini okuyucularımız için değerlendirir misiniz? Sizce ülkemiz bu süreci nasıl yönetiyor?
Ülkemizde kredi faizlerindeki dalgalanmaya paralel olarak yaşanan sektörel çalkantılar, birçok dinamik tarafından tetiklenmektedir. Filo kiralama sisteminin yaygınlaşması, mortgage kredilerinin ulaşılabilirliği gibi birçok etkenin sebep olduğu dalgalanma 2008 yılı sonunda krizin patlak vermesi ile uzun soluklu hale gelerek toplamda 3 yıla yakın bir sürede etkin oldu. Otomotivde krizin global çapta yaşanması, önemli bir üretim ve ihracat kapasitesine sahip Türkiye'yi farklı boyutlardan etkiledi. Dış pazarlardaki daralma ve global otomotiv şirketlerinin zor duruma düşmesi ile özellikle ülkemizdeki otomotiv yan sanayi sektörüne darbe vurmuştur. 2008 yılının son çeyreğinde döviz kurlarındaki şiddetli dalgalanma, ithal otomobil satışlarında ülkemizde durgunluğa sebep olmuş, özellikle dövizdeki beklenmedik artışın, İstanbul Auto Show 2008 dönemine denk gelmesiyle fuardaki satışlar bundan etkilenmiştir. Otomobil satışları krizin etkilerinin en ağırlaştığı 2009 yılının 2. çeyreğinde devreye giren vergi indirimi avantajı ile toparlanarak sektöre doping etkisi yarattı. Burada Hükümetin almış olduğu bu kararın, ülke ekonomisinin dinamometresi konumundaki otomotiv sektörü için çok doğru olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda vergi indirim paketi ile hareketlenen otomobil satışları, piyasaya nakit akışı sağlayarak diğer sektörlerin de ayakta kalmasına destek sağlamıştır.
Krizi Volvo açısından değerlendirdiğimizde birçok pazarında kan kaybederken Avrupa'da ve ABD'de hükümetlerin sunduğu hurda araç indirim teşviğiyle üretim ve satış planlarını tutturmayı hedeflediğini belirtebiliriz. Volvo Car Türkiye olarak, Avrupa'da bazı ülkelerdeki durgunluk nedeniyle yaşanan bir takım tedarikçi problemi ve grevler nedeniyle ÖTV avantajından tam olarak yararlanamadık ve 2009 yılını Türkiye'de 2008'in yaklaşık %10 altında 2,271 adet otomobil satarak tamamladık.
İçinde bulunduğumuz yılı otomotiv pazarı yönünden değerlendirir misiniz?
İçinde bulunduğumuz yılda, tüketicinin beklentisi yönündeki ÖTV indirimiveya hurda teşvikigibi avantajların sunulmamış olmasına rağmen özellikle Avro'nun Türk Lirası bazında değer kaybetmesi satışlarda bir nevi teşvik etkisi yaratmaktadır.
>> Hükümetimizin özellikle elektrikli otomobil üretimi konusunda Türkiye'de sektörü desteklemesi önemlidir. Aynı zamanda Strateji Belgesi ile Sanayi Bakanlığı önemli bir konuya daha değinmiştir ki bu da güncel otomobillerin elektrikli otomobillere dönüştürülmesi meselesidir. Bakanlığın belgede bu konuya da yer vermesi önemli bir detaydır.
Binek otomobil pazarındaki daralmaya rağmen Premium segment, bu daralmadan daha az etkilenmiştir. Avro kuru ile satış gerçekleştiren Premium segment araçların genelinde plakalandırılan araç sayısında artış gözlemlenmektedir. Binek otomobil pazarında geçen seneye göre %3 gibi küçük bir daralma olması da normaldir çünkü geçen sene tam da bu zaman ÖTV avantajının en yüksek olduğu dönemdi. Bunun yanısıra geçen sene krizle birlikte pazarı iyice daralmış olan ticari araçlarda ise ekonominin canlanmasına ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin hareketlenmesine bağlı olarak %15'e yakın artış yaşanmaktadır. Pazarın yakaladığı momentumu sene sonuna kadar aşırı dalgalanmadan sürdüreceğini öngören birçok marka – Volvo da dahil – sene sonu satış hedeflerini revize etti.
Kendi markanızın toplam pazar içindeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha önce de belirttiğim gibi 2009 yılını ÖTV avantajına rağmen 2008'e kıyasla %10 geride kapattık. ÖTV indiriminde en avantajlı fiyata gelen ve en çok satan modelimiz S40'ın Avrupa'daki tedarikçilerinden birinin girdiği yaklaşık bir aylık bir grev bizim fabrikamızda üretimin durmasına neden oldu. İstediğimiz adette S40 alamadık ve talebi karşılayamadık. Bu nedenle hükümetin sunduğu indirim bittikten sonra ÖTV'nin bir kısmını Volvo Car Türkiye olarak karşıladık ve son çeyrekte 2010 yılına da sarkan başarılı bir satış grafiği yakaladık. 2010'un ilk çeyreğinde 2009'a kıyasla %96,6 artış göstererek en büyük büyüme oranını yakalayan marka olduk.
S40 satışlarıyla 2009 yılında ABD, Çin, İngiltere ve İsveç'in ardından dünyada beşinci sıradayız. 2009'un son çeyreğinde satışına başladığımız ve 2010'da büyük hız kazanan S40'ın çevreci modeli S40 1.6 D DRIVe'nin de düşük yakıt tüketimi ve karbon gazı emisyonu salınımı ile ön plana çıkmasıyla satışlarımıza önemli katkısı oldu. C30, S40 ve V50 modellerimizde tercih edilebilen daha düşük tüketimli ve CO2 salınımlı bu modellerimiz müşterilerimize sağladıkları avantaj ile pazarda kabul gördü. 2010 yılında piyasaya sunduğumuz ve bu segmentte tek olan 1,6 dizel motorlu DRIVe teknolojisine sahip S80 modelimizin de tamamını sattık.
Binek otomobil pazarı motor silindir hacmine göre incelendiğinde, vergi avantajı sağlayan 1600 cc altı grubu yüzde 81 gibi bir pazar payıyla öne çıkarken 1600-2000 cc grubunun yüzde 2'lik pazar payı artışı, bu segmentin gelişmeye açık olduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda Volvo Car Türkiye olarak 2010 yılının ikinci çeyreğinde satışa sunacağımız S80 ve XC60 modellerinin 2.0 litre motor ve otomatik şanzıman seçeneklerinin yanı sıra lansmanını Ağustos ayında gerçekleştireceğimiz bütünüyle yeni Volvo S60 modelimizle birlikte 2009 yılına göre yüzde 30'luk bir büyüme hedefliyoruz.
Yılın üçüncü çeyreğinde satış anlamında markamıza ivme kazandıracağına inandığımız ve yeni nesil araçlarımızın tasarım özelliklerini üzerinde barındıran yeni Volvo S60, City Safety (Şehirde Güvenlik) ve özellikle de Pedestrian Safety (Çarpışma Uyarılı Tam Otomatik Fren Sistemi) gibi yenilikçi güvenlik teknolojileriyle devrim niteliği taşıyor. Bu son derece modern ve sportif yeni modelimizle birlikte 2010 yılı için öngördüğümüz satış hedefimizi 3080 adetcivarında belirledik.
2010 Nisan ayında Sanayi Bakanlığı tarafından sektörümüz için açıklanan Strateji Belgesi hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sektörün gelişmesi için hükümetten beklentileriniz, hükümetçe atılmasıgereken adımlar nelerdir?
Hükümetimizin özellikle elektrikli otomobil üretimi konusunda Türkiye'de sektörü desteklemesi önemlidir. Aynı zamanda Strateji Belgesi ile Sanayi Bakanlığı önemli bir konuya daha değinmiştir ki bu da güncel otomobillerin elektrikli otomobillere dönüştürülmesi meselesidir. Bakanlığın belgede bu konuya da yer vermesi önemli bir detaydır.
Bugün Bursa ve Konya'daki otomotiv yan sanayi kuruluşları tüm dünyaya ihracat yapmakta ve kalitesi ile dünya çapında söz sahibi konumdadır. Sanayi Bakanlığı'nın desteği ile kurulacak ortak bir platform ve teşvik ile Türkiye, kendi otomobil markasını üretecek ve başarılı olacak kadar donanımlıdır.
Önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinde ve ülkemizde ne yönde gelişmeler beklenmektedir?
Global çerçevede dengeler değişirken, krizde oynayan taşlar yerine birer birer oturuyor. Avrupa'daki birkaç ülke hariç hemen tüm bölgelerde krizin etkileri silinmeye başladı. Bugün dünyada değişen dinamikler söz konusu. Daralan pazarlara rağmen gelişen pazarlar var. Çin büyük bir gelişim içinde. Tüm dünyaya yaptıkları ihracat ile gelir düzeyinde yaşanan artış Çin Pazarı'nı büyük bir potansiyel haline getirdi. Volvo olarak bizim Çin Operasyonumuz her yıl yüzde 100'ün üzerinde bir büyümeyle ilerliyor. Bunun gibi gelişmekte olan pazarlar, global şirketlerin faaliyetlerinde önemli bir paya sahipler. Gelecek dönemde de Türkiye ve Çin gibi gelişmekte olan ülkeler, dünya ekonomisinin yeniden şekillenmesini sağlayacak güçlerdir.
Konuya Türkiye penceresinden baktığımızda, otomotiv sektörü olarak krizden büyük yaralar almadan çıktığımızı söyleyebiliriz. Ülke olarak krize antrenmanlı yakalandık. Vergi indirim desteği ile büyük ivme yakalayan otomotiv sektörü, aynı zamanda piyasalara önemli nakit akışı sağlayarak piyasalardaki ivmeyi korudu. Bugün geldiğimiz noktada, Avro'daki düşüş ve Türk ekonomisinin gücü ile 2010 yılında da başarılı satışlar elde ettiğimizi görüyoruz. 2011 model yılına ait otomobillerin satışa sunulması ve İstanbul AutoShow 2010'un olumlu etkisi ile son çeyrekte ivmenin artacağını düşünüyoruz.
Volvo olarak model gamımıza kazandırdığımız 1.6D DRIVe modellerimizin büyük talep aldığını gördük. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde tüm sektörlerde olduğu gibi çevreci ürünlerin ve sürdürülebilir faaliyetlerin ön plana çıkacağı görüşü mevcuttur. Volvo olarak biz DRIVe motor seçeneklerimizi, Start/Stop teknolojimizi ve yakın zamanda piyasaya sunacağımız elektrikli otomobillerimiz üzerinde çalışmaya ve öncülüğünü yaptığımız bu konuları daha da ileri seviyelere getirmeye çaba sarf etmekteyiz.
Sektörümüze vermek istediğiniz herhangi bir mesaj var mı?
ODD'nin koordinasyonu ile sektörümüzün tüm üyelerinin daha yakın bir diyalog içerisinde sektörümüzün getirdiği zorlukları ve bulgularımızı rekabet kanunlarının ve şirket gizlilik kurallarının izin verdiği çerçevede paylaşarak sektörümüzün yakalamış olduğu ivmeyi sürdürebilir ve daha da yukarılara çekebiliriz.
|