Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>>
Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>> Lütfen Mail Atmak için Tıklayınız >>> Lütfen Site Haritası için Tıklayınız >>>
Lütfen Tüm İçerik için Tıklayınız >>>
Lütfen Tüm Haberler için Tıklayınız >>>
Lütfen Tüm İçerik için Tıklayınız >>>
Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Yayaların Ve Diğer Korunmasız Karayolu Kullanıcılarının Korunması Hakkında Motorlu Araçların Tip Onayı Yönetmeliği
Motorlu Araçların Yeniden Kullanılabilirliği, Geri Dönüştürülebilirliği Ve Geri Kazanılabilirliği Hakkında Tip Onayı Yönetmeliği
Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Araçlar Ve Bunların Aksam, Sistem Ve Ayrı Teknik Üniteleri İle İlgili Tip Onayı Yönetmelikleri Ve Teknik Düzenlemelerin Uygulama Usul Ve Esasları Hakkında Tebliğ
Kişisel Ve Ticari Kullanıma Mahsus Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği
Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi Ve Araç Muayanesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği
Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik
TRT Bandrolü Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı
Lütfen Tüm Haberler için Tıklayınız >>>
Görüş
Ana Sayfa>Seçtiğiniz Site Kısmı>

Ali Bilaloğlu
ODD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.
İcra Kurulu Başkanı

Ekonomide global krizin etkilerinin görülmeye bağlandığı 2007 yılından bu yana yaşanan dalgalanmaların nedenlerini okuyucularımız için değerlendirir misiniz? Sizce ülkemiz bu süreci nasıl yönetiyor?

A.B.D'den başlayarak tüm dünyaya yayılan; özellikle 2009 yılında kendisini hissettiren finansal kriz Türkiye ve Türk otomotiv sektörünü de etkisi altına almıştır. Krizi anlamak için nedenlerini çok iyi tespit etmek gerekmektedir. Bireysel krediler son 10 yılda hızla arttı. Dünya ve özellikle de A.B.D'de orta gelir grubuna sahip bireyler tüketimdeki artış ile gelecekteki refahı bugüne çekerek; dünyayı gerekenden daha fazla tüketim potansiyeli ile karşı karşıya bıraktılar. Bunun doğal bir sonucu olarak da kredi piyasalarında yaşanan tıkanma ile ekonomik kriz baş gösterdi.

Birçok hükümet ekonomiyi canlandıracak çeşitli teşvik paketleri uygulamaya koymuş; küresel ölçekte parasal ve mali teşvik programları devreye alınmıştır. Bu önlemler ile 2009 yılının ikinci yarısından itibaren dünya ekonomisi toparlanma sürecine girmiştir. 2010 yılında da dünya ekonomisinde göreceli ve yavaş iyileşme eğilimi devam edecektir.

2009 yılı hem Türkiye hem de dünya ekonomileri için kriz yılı olmuş; Türkiye'de iç ve dış talepte yaşanan daralma, büyüme oranları açısından belirleyici olmuştur. Ancak Türkiye, 2001 yılında yaşamış olduğu finansal kriz, sonrasında oluşturduğu güçlü bankacılık sistemi ve düşük hane halkı borçluluk oranının etkisi ile 2009 krizine diğer dünya ülkelerine göre daha sağlam girmiştir. Türkiye, 2009 krizini iyi ve etkin bir şekilde yönetmiştir. 2010 yılında Türkiye ekonomisinde kademeli toparlanmanın yaşanmaya başlanmıştır. Bunu, özel tüketim harcamalarında ve sanayi istihdamında yaşanan artış ile göstermektedir.

İçinde bulunduğumuz yılı otomotiv pazarı yönünden değerlendirir misiniz?

2008 yılının son çeyreğinde kendini hissettiren kriz ile birlikte devlet tarafından teşvik paketi açıklanmıştır. 2009 yılının Mart ayında açıklanan ÖTV teşvik düzenlemesi ile birlikte ivme kazanan otomotiv sektörü özellike 1600cc ve altı motora sahip binek araç satışlarında önemli artış kaydetmiştir. Bu düzenleme ile sektörün en büyük sorunu olan yüksek stok seviyeleri de eritilmiştir. 2009 Haziran ayı itibariyle ÖTV indirim uygulaması tek seferde kaldırılmamış; beklediğimiz üzere kademeli artış yoluna gidilmiştir. Böylece mevsimsel talep azalmasının kısmen de olsa önüne geçilmiş; sektörün sağlıklı bir şekilde operasyonuna devam etmesini sağlanmıştır.

2010 yılı ise toparlanma yılı olmakta; otomotiv sektöründe canlılık yaşanmaktadır. Pazardaki hareketliliği açıklayan en önemli faktörler ise piyasa koşullarında iyileşme, kredi faizlerinde indirim, göreceli olarak stabil bir ekonomi ve tüketicilerin araç değişim yılı olması sayılabilir. Bununla birlikte Tüketici Güven Endeksi'nde her ay yaşanan artış da bunun bir göstergesidir. 2010 Mayıs ayında Tüketici Güven Endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,91 oranında artmış; Nisan ayında 85,80 olan endeks Mayıs ayında 86,58 değerine yükselmiştir.

2010 yılının ilk beş ayında ağır vasıta dahil 237 bin 470 adet satış gerçekleştirilmiş; geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,9 oranında bir artış olmuştur.
 
>> Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sera gazını azaltan önlemler alınmaya başlandı. Bu önlemleri alacak sektörlerin başında ise sektörümüz geliyor. Ben geleceğin bunun üzerine şekilleneceğini düşünüyorum ve tüm oyuncuları bu konuda hep birlikte çaba sarf etmeye çağırıyorum.
 
Kendi markanızın toplam pazar içindeki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devam eden global krizin 2010 yılının ilk beş ayında Türkiye'deki otomotiv talebine negatif bir etkisi olmadı. Bu dönemde pozitif ertelenmiş talebin karşılanması şeklinde geçti. Yeni modellerimizde pazardan daha iyi pay aldık. Otomotiv sektöründeki canlılık Doğuş Otomotiv'i hem satış adeti hem de finansal olarak önemli ölçüde etkilemiştir. 3 aylık finansal sonuçlarımıza göre 28.037 bin TL kâr etmiş bulunuyoruz. Bu rakam 2009 yıl sonu kârımız ile hemen hemen aynıdır. (2009 net karımız 30.52 bin TL'dir.) Böylece, 2010 yılının ilk üç ayında 2009 yıl sonu kârımızı yakaladığımızı söyliyebiliriz.

Satış adetleri için ise yılın ilk 3 ayında toplam otomotiv pazarı yüzde 22 oranında artarken; Doğuş Otomotiv toplam toptan satışları 13 bin 660 adet olmuş, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artış göstermiştir. 2010 yılının ilk 5 ayında ise Doğuş Otomotiv olarak 29 bin 737* adet satış gerçekleştirerek; satışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artış olmuştur.

2010 Nisan ayında Sanayi Bakanlığı tarafından sektörümüz için açıklanan Strateji Belgesi hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sektörün gelişmesi için hükümetten beklentileriniz, hükümetçe atılmasıgereken adımlar nelerdir?

Sektörümüz yarattığı katma değer açısından ihracat başta olmak üzere istihdam ve üretim anlamında da ekonominin lokomotiflerinden bir tanesidir. Ülkemizde de bu alanda çok geniş bir potansiyel bulunuyor. Ancak, şimdiye kadar otomotiv sektörü dediğimizde Türkiye özelinde daha çok üretim ve montaj alanlarında mesafe kaydedildiğini görüyoruz. Oysa ki, sektörün geleceği tasarım ve teknolojinin bir potada eritilmesinde. Açıklanan belgeyi, bu anlamda sektörümüz için olumlu buluyorum. Sayın Bakanımızın da aktardığı gibi, belgede geçen iki ana strateji ‘otomotiv sanayiindeki şirketlerin beceri ve kapasitelerinin artırılması' ve ‘otomotiv sanayiine ilişkin iş ortamının geliştirilmesi' sektörümüzün çıtasını yükselterek bizi bir üst lige taşıyacak amaçlardır. Bu stratejiler doğrultusunda doğru aksiyonların alınması ile ülke potansiyelimizin açığa çıkacağını düşünüyorum.

Bu noktada hükümetten beklentimiz altyapı geliştirmelerinin yanı sıra hukuki ve idari düzenlemelerin de iyileştirilmesidir. Hurda teşviği ve vergi düzenlemelerinde yol katedilmesidir. Sayın Bakanımız, vergi indirimi konusunda ilgili bakanlıklarla istişare ettiklerini, program çerçevesinde kademeli bir indirim düşündüklerini açıkladı. Vergi uygulamasının Avrupa standartlarına yaklaşmasının tüm sektör ve tüketiciler için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinde ve ülkemizde ne yönde gelişmeler beklenmektedir?

Son dönemde açıklanan veriler, krizin dip noktasının geride kaldığını ve küresel ekonominin toparlanma eğilimine girdiğini teyit ediyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayi üretiminde artışlar görülmeye başlandı. Gelişmiş ülkelerde yavaş seyreden bir toparlanmaya karşılık özellikle Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde güçlü ekonomik büyümenin sürdürülebileceği bekleniyor.

İç talep ise, daha önce öngörülenden daha güçlü bir şekilde toparlanmaktadır. Otomotiv ve beyaz eşya satışları, tüketici kredilerindeki büyüme ve KDV tahsilatları özel sektör tüketiminin 2010 yılı ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 10'a yakın bir büyüme yaşayacağına işaret ediyor. Fotoğrafa sektörümüz özelinde biraz yakından bakacak olursak, otomotiv sektöründe, gelecek 25 yıl içinde ortalama 2 milyon adet üretim hacminin yakalanacağını tahmin etmekteyiz. Küresel kriz, küresel otomotiv sanayiinde bir yeniden yapılanma süreci başlatmıştır. Bu gelişmelerin önümüzdeki dönemlerde Türkiye için de önemli fırsatlar yaratacağını düşünüyorum. Türk otomotiv sektörü rakibi olarak değerlendirilen yeni AB üyesi ülkeler ile kıyaslandığında; yüksek toplam kalite yönetimi anlayışı ve yüksek işgücü verimliliği ile çok önemli bir avantaja sahip.. Bu noktada özellikle üzerinde durulması gereken nokta şudur; Türk otomotiv sektörü nitelikli ve iyi eğitimli insan kaynağı ile dünya liginde ön sıralarda yer almaktadır. Sektörümüzdeki istihdam yapısı da sektörün dinamizmi de Türkiye'nin cazibe merkezi konumunu pekiştirmektedir.

Sektörümüze vermek istediğiniz herhangi bir mesaj var mı?

Sektörümüz daha önce de belirttiğim gibi dünya ekonomilerinin lokomotifi konumundadır. Dünyada 50 milyonun üzerde kişi istihdam edilmektedir. Bu anlamda düşünüldüğünde yaratılan katma değer muazzamdır. Dünyanın ilerlediği yön de göz önüne alındığında global anlamda ve ülkemizde sürdürülebilir büyümenin yakalanması öncelik taşımaktadır. Hükümetlerin politikalarıyla sektörü desteklemesinin yanı sıra, faaliyet gösteren tüm oyuncuların da sorumlu, bilinçli birer kurumsal vatandaş olmaları gerekmektedir. Biz Doğuş Otomotiv olarak bu konuda sektörümüzde öncü rolümüzü sürdürerek bu yılın başlarında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesini imzalayarak, tamamen gönüllü bir şekilde insan hakları, iş gücü, çevre ve yolsuzlukla mücadele konularında sorumlu bir şirket olduğumuzu beyan ettik. Üretici ortağımız Volkswagen AG'nin çevreye duyarlı teknolojilerini yakından takip ediyoruz. Ardından, tüm sosyal sorumluluk performansımızı kamuoyu ile paylaşacağımız GRI raporumuzu bu sene içinde yayınlamayı planlıyoruz. Türkiye 70 milyonluk nüfusu ile en çok sera gazı üreten ülkeler arasında 13'üncü sırada yer alıyor. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sera gazını azaltan önlemler alınmaya başlandı. Bu önlemleri alacak sektörlerin başında ise sektörümüz geliyor. Ben geleceğin bunun üzerine şekilleneceğini düşünüyorum ve tüm oyuncuları bu konuda hep birlikte çaba sarf etmeye çağırıyorum.

>> 2010 yılı ise toparlanma yılı olmakta; otomotiv sektöründe canlılık yaşanmaktadır. Pazardaki hareketliliği açıklayan en önemli faktörler ise piyasa koşullarında iyileşme, kredi faizlerinde indirim, göreceli olarak stabil bir ekonomi ve tüketicilerin araç değişim yılı olması sayılabilir.