Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>>
Otomobil Müzeleri
Ana Sayfa>Seçtiğiniz Site Kısmı>

 

Almanya, Stuttgard’da bulunan Mercedes-Benz Müzesi, sofistike mimari geometrisi ile efsane araçları tanıtıyor. Geometrisini bir yonca strüktüründen alan müze, ziyaretçilerini girişinde büyük bir avlu ile karşılıyor.  Bu avludan yukarı 3 ana kolon bölümleri oluşturarak spiral bir biçimde yükseliyor.

 

Stuttgart'taki Mercedes-Benz Müzesi ziyaretçilerine otomobil tarihinin ilginç kesitlerini sunuyor.

 

 

125 yıllık zaman tüneli

Mercedes-Benz Müzesi

 

 

Gottlieb Daimler ve Karl Benz, 1886 yılında ilk motoru yaratırken, bugün dünyadaki en eski otomotiv üreticisi firmanın da ilk adımını atmışlardı. O zamandan bu yana süre gelen 125 yıllık bu başarı hikayesi, bugün Stuttgart-Untertürkheim’daki merkez fabrikası içinde kurulan yeni Mercedes-Benz Müzesi’nin büyüleyici mimarisi içinde meraklılarına sunuluyor. Sektördeki 50. Yılını kutlamak adına 1936 yılında ilk müzesini açan, o zamanki Daimler Chrysler AG, 1961 yılında fabrika arazisinde kurduğu yeni bir müzeyle yoluna devam etti. Bu müze, “Otomotivin 100 Yılı” kutlaması için, 1986 yılında yeni bir tasarımla kapılarını bir kez daha açtı ve Daimler Chrysler AG’nin ana firmalarına ait otomotiv şaheserlerini yirmi yıl boyunca 13 milyon kişiyle buluşturan bir kült halini aldı. Daimler Chrysler AG, 2000’li yılların başında, bu müzenin yenilenmesi için bir proje yarışması düzenledi. Amaç, otomobil’in tarihini ve tüm dünyayı etkileyen bu buluşun ekonomik, sosyal ve politik gelişmeler kapsamındaki yerini anlatmaktı. Bu yarışma UN Studio’nun  galibiyetiyle sonuçlandı.  İlk motorun üretildiği yerde yükselmek üzere başlayan yeni müzenin inşaatı ise 2006 yılında tamamlandı ve müze 19 Mayıs 2006’da ziyarete açıldı.
 
 

Yeni Mercedes-Benz müzesi, ilk bakışta, dünyayı değiştiren ve bunu her gün yapmaya devam eden bir markanın şevk ve heyecanını anlatmayı hedefleyen mimarisi ile göze çarpıyor. Tıpkı bir arabada olduğu gibi farklı disiplinleri, teknik ve estetik gereksinimlerle birleştiren mimari tasarım, Mercedes-Benz markasına uygun olarak yaratıcı yaklaşımlar uygulanarak  yapılmış. Müzenin hemen hiç bir noktasında dik açı kullanılmamış, yükseklikleri bazı noktalarda 33 metreye varan duvar ve tavanlar bile iç yada dış bükey olarak birbirlerini tamamlıyorlar. İç mekanı ise markanın yıldızını hatırlatan birbirinin tekrarı ile oluşan sarmal bir tasarıma sahip... Müzenin giriş salonu, tüm bu karmaşık geometrik şekillere rağmen büyük bir sadelik taşıyor. Bu salondaki üç ana asansör ziyaretçileri, 48 metre yükseklikteki binanın en üst katına çıkarıyor ve buradan sonra aşağıya doğru spiral şeklinde bir rota ile otomobilin tarihi sergileniyor.

Mercedes-Benz müzesinde otomobil tarihi iki ayrı rota ile ziyaretçilere sunuluyor. En üst kattan başlayan sergi rotasının ilk durağı “Efsane” adı verilen tur oluyor. Burada yüz yirmi yıllık tarihten kesitler, bir zaman yolculuğu havasında veriliyor. Zaten rotanın başladığı noktaya çıktığınız anda kendinizi bir anda 19. Yüzyılın sonlarında buluveriyorsunuz. Gazlı motorun icatından, ilk uzun mesafe yolculuğuna kadar otomobilin başlangıç evrelerini anlatan bu salon “1886-1900: Öncüler” adıyla anılıyor. Turun bir sonraki ayağında, Mercedes isminin geçmişinden, ilk Mercedes’e kadar, markanın ilk yılları, “1900-1914: Markanın Doğumu” salonunda anlatılıyor. Efsane turu,  ilk dizel arabalardan, Daimler-Benz AG birleşmesine kadar bir çok mihenk taşını anlatan “Diesel ve Kompresör” ve “Şekil ve Farklılık” salonlarıyla devam ediyor. Bu salonların ardından, 1960’lara geliniyor ve dorduncu kattaki “Vizyonerler” salonunda Mercedes-Benz’in güvenlik ve çevre teması anlatılıyor. 1980’lerle hız kazanan bireysel ve küresel hareketliliğin anlatıldığı “Dünyayı Dolaşmak” salonunun ardından “Gümüş Oklar” adındaki salonla “Efsane” turu sona eriyor. Yaratıcı fikirlerin, başarının itekleyicisi olduğu fikrinden yola çıkarak hazırlanılan bu son salonda markanın motorsporlarındaki geçmişi anlatılıyor ve 1901 Nice Yarış Haftası kapsamında yarışan ilk Mercedes-Benz marka otomobil sergileniyor.
 
 

Müzede “Efsane”  salonlarına paralel olarak ayrıca “Koleksiyon” salonları bulunuyor. Bu salonların ilkinde 1900’lerden günümüze Mercedes-Benz’in ürettiği yolcu araçları sergileniyor. Yolcu taşımacılığı araçlarının koçu konumundaki 1940 model O 2600 ile  1927 yılından bir pullman limuzinin de sergilendiği “Yolcu Galerisi” adlı bu salonu “Taşımacılar Galerisi” takip ediyor. Bu kısımda 1907 model üç tonluk Mercedes-Benz Kamyon’dan, 1994 model 508 D panel van’a kadar bir çok taşıma aracı segileniyor. Bu turdaki diğer bir salonda ise itfaiye araçlarından, kar temizleme araçlarına, iş makinalarından, çöp kamyonlarına kadar hayatı kolaylaştıran pek çok araç “Yardımcılar Galerisi” kapsamında sergileniyor. Turun en göz alıcı salonlarından biri olan “Ünlüler Galerisi” Eski Alman İmparatoru Wilhelm II’nin kullandığı ’32 model Grand Mercedes Cabriolet’den, Grace Kelly’nin kullandığı 190 SL modeline kadar pek çok dönemi yansıtan ünlülerin kullandığı modellere ev sahipliği yapıyor. Bu turdaki en son kısım “Kahramanlar Galerisi” adı verilen bölümden oluşuyor. Bu bölümde yüz yirmi yıllık tarihi boyunca Mercedes-Benz dünyasını yansıtan, her biri kendi alanının mihenktaşı olan araçlar sergileniyor.

Tarihsel hikayenin anlatıldığı bu bölümlerin yanısıra müzede ayrıca, ziyaretçiler için, araştırmacıların ve mühendislerin bilinmeyen dünyasının gizlerinin paylaşıldığı bir bölüm daha var. “Teknolojinin Büyüleyiciliği” adı verilen bu kısımda, Mercedes-Benz araştırma, tasarım, geliştirme ve üretim sahalarından bugünün teknolojileri ile yarının otomotiv teknolojileri ve tasarım trendleri sergileniyor.

Müzenin alt katında Mercedes-Benz’i sadece garajlarında görmek istemeyenler için Mercedes-Benz koleksiyonundan anı eşyalarının bulunabileceği pasaj ve dükkanlar bulunuyor.  Hafta içi Pazartesi hariç her gün 9’dan 6’ya kadar açık olan  müze, içerdiği yüzyıllık tarih ile her gruptan ziyaretçinin ilgisini çekiyor ve ziyaretçilerin geçmişi, bugünü ve geleceği bir arada yaşayabileceği bir ortam sunuyor.